Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘GÜNEYYURT ŞİİRLERİ’ Category


     TAKRİZLER VE TAKDİRLER

 

Türül türül nidalar. Eh Üstadım bu kadar olur. Diline sağlık. Günümüzün, Toroslarımızın, çağımızın bir Karacaoğlan’ı. Üstadım yeni çalışmalarını bekleriz. Diline sağlık Hocam. İnanın şiirlerini okuyunca doyuyorum. Sağ olun. Var olun.
Diline sağlık Hocam. Ermenek Ortak Forumu inan bir tezgâh oldu bizlere. Şiir dokuyoruz, söz dokuyoruz, öz dokuyoruz. Bunu fark eden dostlar hemen forumun güzelliğine hayran kalıyorlar. Sağ olun Hocam her gün yeni bir güzellikle karşımıza çıkıyorsunuz. Lakin bu güzellikleri gören dostlarımız mutlaka bir şeyler yazmalı bence. Üstadım harikasın yine. Ruhumu okşadın. Sevenlerin bol olsun.

Mükremin Hocama İthaf Olunur.

Ben seni bilirim, sen de beni,
Taşelimizin soylu kalemi.
Bir Karacaoğlan doğdu yepyeni,
Nida nida sözünden anladım.
Hocam ne diyeyim. Bizim hayatımızı ancak yine biz bu kadar güzel anlatırız. Gerçekten hayatımızı anlatan, hem de çok çok güzel anlatan bir başyapıt diyorum. Bu şiiri inanın çok mu çok sevdim. Duyguyu doruklara çıkaran bir şiir. Diline sağlık hocam. Teşekkürler. Dilinize sağlık. Sizden daha çok şiirlerin bu mekânda sergileneceğine ve bizlere şiir şöleni yaşatacağınızdan eminiz. Devamını bekleriz. Saygılar.
Bu forum açıldığından bu yana tek iddiam var.”Taşeli’nde doğan her insan anasından şair doğar. Mutlaka her insanımızın dilinden bir dörtlük, dökülür ki nidası Taşeli’nde yankılanır. Taşelinde doğan her insanımız da bir Karacoğlan’dır.” Bu iddiamı, bu foruma daha şiirler yeni dökülmeye başlayınca ortaya atmıştım. İşte ispatı dostlar. Ermenek şairleri ve Ermenek şiirleri bölümünü şöyle bir süzün. Daha nice şairlerimizin soluğunda memleket havamızı hissedeceğiz bu forumda. Bu forum Ermenek’imizin yüz akı olacak kültür sergisi ile. Bu da başka bir iddiam olsun.
Teşekkürler “Sarıcoğlan

Değerli Hocam.
Şiirleriniz hakkında zaman zaman yorumlarda bulundum. Daha önceleri yorumlarımı yazarken Toroslardan yeni bir Karacaoğlan doğuyor betimlemesinde bulunmuştum. Bu iddiamın da arkasındayım. Şiirleriniz benim ruhumu bir Karacaoğlan esintisi ile okşadı hep. Şiirlerinizi okurken, kendimi Torosların zirvelerinde ağustos sıcağında serin esen rüzgârların çam dalında çıkardığı o tatlı hışırtıları dinler gibi hissetim. Ama esip geçen hışırtılar değil; ruh okşayan, mutluluk taşıyan, devamlı olan, şiirin mutluluğunu yaşatan.

“Bayrağım” şiirini okurken ise bambaşka bir duygu seline sürüklendim. Merhum Mehmet Akif’in ruhundan esintiler yakaladım. Böyle güzel şiirlere imza atmanız inanın Ermenek adına, Ermenek Ortak Forumu adına büyük mutluluk. Ermenek’in Kültür Forumu, Ermenek Ortak Forumu adına Teşekkürler Hocam.
Değerli “Mahi Afif ” kardeş.

Bence her Ermenekli anasından doğarken, tabiatın o görsel şovu içinde şair olarak doğar. Fakat sizin şairliğiniz doğuştan şairliğin daha üst noktalarında. Ben sizde var olan şairliği bir Karacaoğlan’a benzetiyorum. Gerçekten okumuş olduğum şiirlerinde yöresel mekânları duyusal ve mana ifade eden sözcüklerle ilmek ilmek dokuman bende müthiş bir duygu oluşturdu. Sizden sadece bu şiirlerin değil daha birçok şiirler bekliyoruz. Ben şahsım adıma yazıyorum şu an. Şiirlerinizde işlemiş olduğunuz mekânlar, olaylar ve olgular yabancısı olmadığımız, bizzat o yörede yaşayan insanların en içten duygularına tercümanlık yapmakta. Dağından, tepesinden, kuşundan, kurdundan velhasıl her sözcüğünüzden ruha hitap eden duygular akmakta. Yüreğinize, dilinize ve yazan elinize sağlık.

Teşekkürler Mükremin Hocam. Dillerine sağlık. Artık kim olduğunu söylemesen de biliyoruz. Sağ ol. Bu şiir yöremizin yaşamını ne kadar da dillendirmiş. Şiiri de tabii ki siz dillendirdiniz. Dilinize, yüreğinize sağlık.

Harikasınız Hocam, gerçekten şiirleriniz çok, hem de çok güzel. İnanın bizim SORKUN’la ilgili şiirinizi okurken inanın kendi köyümden biri mi acaba diye düşünmeye başlamıştım ama kesin siz olduğunuz kanaatinden dönmedim. Gerçekten günümüzün KARACAOĞLAN’I diyebilirim size. İlmek ilmek dokuyorsunuz şiiri. O yöreleri bilip de bu şiirlerinizden haz almayan kesinlikle çıkmaz. Yüreğinize sağlık. Sağ olun, Var olun.

Hocam serbest denemeleriniz gerçekten harika. Evet, maalesef günümüzde insan görüntüsü içinde insanlığı öldüren oldukça fazla. Ama her şey bir gün yeniden aslına dönecektir. Hayırlısı Allahtan.

Hocam bu şiirleriniz bestelenmeye uygun bir şiir. İnşallah bir besteci arkadaş tarafından fark edilir. Dilinize sağlık.

Hocam ne diyeyim. Bizim hayatımızı ancak yine biz bu kadar güzel anlatırız. Gerçekten hayatımızı anlatan, hem de çok çok güzel anlatan bir baş yapıt diyorum. Bu şiiri inanın çok mu çok sevdim. Duyguyu doruklara çıkaran bir şiir. Diline sağlık Hocam.

Durmuş Ali ÖZBEK
Sınıf Öğretmeni / KONYA

 Şairleri kükremeyen bir millet, Yakınları toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.”Yaz şair yaz.
Amca, senden uzun bir destan istiyorum aslında. Memleketimizi, kültürümüzü, ailemizi tanıtan bir destan. Belli bir vezni olacak. O vezne bağlı kalarak yazılacak. Harika olur aslında. Harika şiirlere devam. İlhamın bol olsun…
Hatasız, mükemmel şiirler. Hiç zorlanmışlık hissi vermiyor kafiyeler ve dizeler. Tebrikler…
Dedim ya Karac’oğlan diye. Şiirleriniz http://www.antoloji.com da yayımlanmaya başladı. Bütün şiirlerinizi eklemenizi bekleriz

Harika şiirler. Bunların mutlaka yayımlanması lazım. Dergilere gönderseniz yayımlanır muhakkak. Sevgili amcam sana ve şiirlerine daha ne diyeyim. Harika.
Senin şiirlerin için turkiyemforum.com ‘da “yeni bir Karac’oğlan mı doğuyor” başlığında bir konu açtım.

Hilmi Kızılca
Edby. Öğretmeni

Hocam eline sağlık sayende Memleket Şiir’lerini zevkle okuyor, özlem gideriyoruz.
Hocam uzun zamandır şiir’lerini okuyamıyordum özlemişim. Ellerin dert görmesin. Selamlar.

Bu kadar güzel şiiri yazanın elleri dert görmesin diyorum. İnanın okurken gözlerim doldu devamını beklerim. Müsaade ederseniz seneye Altıntaş yaylası düden ve mağara şenliklerinde okumak istiyorum. Selamlar. “mahi afif ” Gardaş Şiirlerin yüreğimize bir Memleket hasreti bırakıyor. Diline yüreğine sağlık. Devamını bekleriz.

Mükremin hocam elinize dilinize sağlık. İnanın çok harika şiirler. Yöremizi çok güzel anlatıyorsunuz. Daha çok erken ama izin verirseniz yazın yapacağımız ALTINTAŞ YAYLASI MAĞARA VE DÜDEN ŞENLİKLERİ, inde bu şiirlerden okumak istiyorum. Selamlar. Hocam gurbette bu şiirleri okuyup ta gözlerinden yaş akmaması mümkün değil. Diyeceğimi kelimelerle anlatamıyorum. Emeklerine sağlık.

Abdullah Çıkrık
Taşeli Fotoğrafçısı

Dayıcığım: Önce seni tebrik edeyim. Gerçekten şiirler bir harika, inan bazılarını okuyamıyorum. İnsan bu kadar samimi anlatır duygularını. Bu şiirleri ne zaman kitap haline getirmeyi düşünüyorsun? Senden ricam en kısa zamanda şiirlerini bir kitapta toplayıp en azından biz yeğenlerine birer tane hediye etmen. Bizlerde gelecek nesillerimize yaylalarımızı, dağlarımızı, insanlarımızı, kısacası köyümüzü daha kolay anlatabiliriz.

Yeğenin YILDIRAY SOLAK

Yüreğine sağlık, Allah ilhamını bol etsin.
Sevgili dostum!
Seninle tanışmak isterdim gerçekten hislerini ve özlemini çok güzel dile getirmişsin
Hislerin ve özlemin hiç bitmesin, bitmesin ki şiirlerin devamı gelsin.
D.ali Hocamın görüşlerini aynen bende iletiyorum. Sizden ricam tanışalım bölümüne de yazarsanız mahallemizde böyle biri varmış diyebilelim.
Saygılarımla
Sizi kullandığınız cümlelerden sanki tanır gibi oldum, Siz kendinizi gizlemeye devam ediyorsunuz ama bu kadar güzel yöresel şiir yazan birinin buna hakkı yok kanaatindeyim. Tahminimi ileriki günlerde buraya yazacağım.
Saygılar sunarım.

Mustafa Çıkrık http://www.alakisehaber.com
Emekli Bankacı İzmir

Sayın Hocam Ağzından bal damlamış senin için burada benim yapabileceğim sadece ana şapka çıkartmak olur, ellerine sağlık Teşekkürler.

Mustafa İNCİK/Ermenek Belediyesi

 Şiirler çok güzel eline diline sağlık memlekete gidip gelmiş gibi oldum. Çocukluğumuzu hatırladım.

Mehmet Akın

Nesire sığmayıp şiirleşen hayatlar…
Kabına sığmayıp göğe taşan şairler…
Ellerine sağlık amcacığım…
Kalemine kuvvet sultanoğlu…
Sonsuz teşekkürler, tebrikler…

Selman Kızılca

Bu yorum ve takrizler internetten forum sitelerinden alınmıştır.

Reklamlar

Read Full Post »


   KELEKLER


Döktü mü gız kelekler
Dolacak mı şelekler?
Gel gız biraz yardım et
Kırılacak bilekler.

ŞEVŞELİ


Şevşe’linin şeftalisi al olur
Arıların petekleri bal olur
Dağ ardına yârin gelmiş deseler
Bana o an dere tepe yol olur.

 GÜR OLUK
Gür oluğun evleri hep çardaktır
Gızlar gelir elleri hep bardaktır.
Aşşa deze etli çorba isterim
Çantamdaki, avdan geldim ördektir.

BEŞDÖNÜM
Beş dönümde kavaklar var sıralı
Kırk yıl oldu ben gurbete varalı
Yârim senden gayrı cevap beklerim
Çok yıl oldu burda sensiz duralı.

KIŞLACIK
Kışlacığın altı akar dereler
Üzümcüler şimdi sergi sereler
Sevdiceğim bana öyle konuşma
Yaralı gönlümü sözün bereler.

  HACIPINARI
Hacı pınarının suyu ünlüdür
Sağa sola akar iki yönlüdür
Diyorlar ki bana yârin çok çirkin
Bana lazım olan onun gönlüdür.

GÖLDEDESİ
Göl dedesi armutları ak olur
İnsanları temiz, arı, pak olur
Ziyan olmaz eriğimiz elmamız
Yazın sulu, kışın ise kak olur.

GUDAL
Gudal yolu dikenlidir taşlıdır
Serçeler uçuşur çifte eşlidir
Sığır çobanları güderler malı
Azıkları yumurtalı keşlidir.

KAYADİBİ

Su gelir tuluk tuluk
Kaya dibi kuytuluk
Yârin gelmiş diyene
Bir canım var muştuluk.

MUŞMULA

Göndübire muşmula
İsyan yakışmaz kula
Hadi yörü haccaba
İneklerini sula.

HANDI BUNARI
Handıbunarında ceviz bol olur
Aladınnar ak bunara yol olur
Memedemmi küreğini alda gel
Buralarda yılan çıyan bol olur.

ÇARŞAKLAR

Çarşakların çakılı
Neddin aşşam akılı
Niderdinde alırdın
Onun gibi fakırı

ARMUT
Çakıl armut ham olur
İnsanlarda gam olur
Gurbet ele bellolmaz
Antep olur, Şam olur

CEVİZ
Cevizim altı çatal
Ona dadandı çakal
Çakalı haklarız da
Hırsızlara kim bakar?

MOR DUT
Mor dutlar oldumola
Seleye doldumola
Kara dut beni boyar
Boyası soldumola.

ÜZÜM

Üzümler benleşti mi
Bağcılar şenleşti mi
Porsukların avcıları
Yerbağ’a yerleşti mi?

ÇAMAŞIR

Çamaşırı yudun mu
Dolabına godun mu
Aşşa ben bi şey duydum
Gız sen onu dedin mi?

YERİNME

Gız gözüme görünme
Var çok deye gerinme
Bir gün yel alır gider
Varlığına yerinme

GOCANAM
Güneş gövde gızarır
Armut dalda bozarır
Gız sen ne’den enderde
Gocanam yağ sızırır.

YEMİŞLER

Yemişlere bal düşer
Giysilere al düşer
Herkes hakkını alır
Köpeğe de yal düşer.

ŞEFTALİ

Şeftaliler sulandı
Miden neye bulandı
Gız eteğini topla
Gayınnan da dolandı.

ALLAHA TAPILIR

Sonbaharda bağ bozumu yapılır
Dikkat etmeyenler sele kapılır
Ne sandıydın sen burayı a guzum
Burada hep tek Allaha tapılır.

KELİFLERİN DAMI

Biladanın yaprakları döküldü
Lahanalar bahçelerden söküldü
Ne emekler verdik mayıs ayında
Keliflerin damı gene yıkıldı.

PEKMEZ OCAĞI

Kazanlar kuruldu şıralar kaynar
Üzümlere konmuş arılar oynar
Ayağına çekmiş koca Çizmeyi
Memed emmim üzüm çiğner.

KIZIL İN

Kızıl in de gün mü var
Torbasında Yün mü var
Bize Gılcannar derler
Bundan öte ün mü var?

SARI TAVUK

Menevişte sarı tavuk
Koca kafada kavuk
Hiç kıvranma deli rüzgâr
Yok saklanacak kovuk.

ÇALI

Sırtında çalı
Başında alı
Hızlan aşşaba
Dutacak dolu.

KİRAZ

Dallarda kiraz
Gel yaklaş biraz
Yazın yaş yenir
Kışında çerez.

TARLADA ÇAMUR

Tarla da çamur
Tekne de hamur
Ver Allahım ver
Sicim gibi yağmur.

NİŞANLIN KAÇTI

Dereler taştı
Nişanlın kaçtı
Boşa yorulma
Tepeyi aştı.

BEŞ DÖNÜM

Beş dönümde kiraz var
Bende çok yok biraz var
Gız yüzüne ne oldu
Heral sende maraz var.

İZVİT

İzvidin horozları
Suda yüzer gazları
O goca biladanı
Görmelisin yazları.

DERELERİN KAVAĞI

Derelerin kavağı
Yuvarlama yuvağı
Gocan geldi gelinim
Çıkar gayrı duvağı.

AŞŞA BACI
Aşşa bacı
Galdır sacı
Gocan gelmiş
Çal bulamacı

DUVARLARDA MANIZA

Duvarlarda manıza
Nerden gelin Hamıza
Meleşip duruyorlar
Yem ver gel şu camıza.

BATIRMA

Derelerde böğürtlen
Nereden geliyon len
Batırmaya renk verir
Bir tutamcık fesleğen

ÜSSÜZLER

Üssüzlerin taşı var
Karlı karlı başı var
Bir yar sevdim, görseniz
Hilal gibi kaşı var.

MENEVİCİN ÇITLIĞI

Menevicin çıtlıkları mor olur
Bekârlara hayat yerli zor olur
Onu tatmayanlar bilemez ama
Anaların ciğerleri kor olur.

ÇAKIL ARMUT

Çakıl armut taş içine yakışır
Siyah sürme kaş içine yakışır
Ne hayır gelir ki divanelerden
Akıl, zekâ baş içine yakışır

DAM BAŞINDA DOLU TESTİ

Dam başında dolu testi
Ben doldurdum eller esti
Senin baban bana küstü
Nellerdesin a yeğenim

Read Full Post »


                                            ŞİİR NEDİR?

  

         Şiir, Kelimeleri dizerek dinleyicide hoş bir akım meydana getirmektir.  Şiir denince akla ilk gelen şekil tabii ki halk edebiyatındaki tür olan kelime sonlarındaki ve hecelerdeki uyumdur, zaten dinleyiciyi dinler hale sokanda budur. Kafiye yeni adıyla uyak da denen bu eşleştirmeler dinleyicide kesinlikle bir etki bırakmaktadır.

     “Her konuşma da bir büyü vardır” sözü en başta şiiri bağlamaktadır ki karşıdaki muhatabı ya da okuyucuyu ikna ve tatmin bakımından mutlaka tesir edicidir. Bir kitaba özsöz yazarak bir şekilde o kitabın içeriği hakkında fikir verilebilir ancak şiir kitabı için bir önsöz yazmak boşunadır, zira içinde bulunan şiirleri okumadan bir fikir sahibi olmak imkânsızdır.

          Karacaoğlan, Yunus emre ve Mevlana gibi ünlüler hep bu uyaklı tarzı kullanmışlardır. Dizelerin diziliş şekilleri bakımından, sünai/ikili, sülasi/üçlü, rubai/dörtlü, humasi/beşli gibi satır sayısına göre adlar alır.

       “Şiirin anlamı şairin gönlündedir” sözü de çok derin bir mana ifade eder. İlhamsız yazılması imkânsız olan şiirler, ilhamın geldiği ana, zamana ve tetikleyen olaylara göre bu manalar değişebilmektedir. Mesela, şiirin Dünya edebiyatında çok önde olduğu son peygamber Hz Muhammed Mustafa s.a.v. gelmeden önceki son zamanlarda kutsal mekân Kâbe’nin kapısının üzerine “askıda ki yedi şiir” namıyla 7 şiirsel şaheser asılıyordu. Arap edebiyatının önde gelen şairlerinin bu eserleri daha üstün mahiyette eserler öne çıkınca da yerlerini ona bırakıyordu. 7 şiir içinde yer alan tüm eserlerde de öne çıkan özellik, okuyanı çarpıcı biçimde etkileyen durum her sıranın ve cümlenin son kelimelerinin bir birini harf ve ahenk bakımından sarmalamasıdır. Okuyanı etkileyen bu ahenk ve uyum peygamberimize son ilahi vahyin inişiyle beraber en mükemmel bir seviyeye çıkmış ve aşağıda ki ayetler inince Kâbe’nin askısında başka hiçbir beşeri eser yer alamamıştır;

1. قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ

2. اللَّهُ الصَّمَدُ

3. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ

4. وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ

 İhlâs Suresi
 1. De ki; O Allah bir tektir.

2. Allah eksiksiz, sameddir.

3. Doğurmadı ve doğurulmadı

4. O ‘na bir denk de olmadı.

İhlas suresinin dört ayetinin de son harflerinin “dal” olmasına dikkat edin.

Hüd suresi 44. “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.”

 

وَقِيلَ يَاأَرْضُ ابْلَعِي مَاءَكِ وَيَا سَمَاءُ أَقْلِعِي وَغِيضَ الْمَاءُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

Askıları yerinden eden yukarıda ki ayetin ilk cümlesine dikkat edin;

“Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu”

 Kur’anı kerim tüm insanlığı kurtaran ve kurtaracak olan ilahi mesajlarla gelmiştir, haşa şiir değildir ama edebi bakımdan tüm şiirlerin pabucunu dama atmış ve atmağa devam etmektedir.

 Şiir kelimesi şuur kelimesiyle aynı kökü taşır, ikisi de muhatabı bilince erdirmek içindir. Bu bilinç, evrenin yaratıcısını, onun elçilerini ve onların getirdiği esasları tanımaktır.

Read Full Post »


     BU DAĞLAR DA

Çocukluğu doya doya yaşarken
Sekerek büyüdük biz bu dağlarda.
Tıs geveni, yaylalarda koşarken
Yakarak büyüdük biz bu dağlarda.

Sığırları salıverip özlere
Çam isinden sürme çekip gözlere
Hayvanların sikkesini düzlere
Çakarak büyüdük biz bu dağlarda.

Çıkarırdık azıkları çıkından
Salmalarda baldıranı kökünden
Çiğdemleri özeneğin akından
Sökerek büyüdük biz bu dağlarda.

Çavar iken sabahtan gün kaşlara
El değmez çıkardık yassı taşlara

Çiğdemlerden taç yapıp da başlara
Takarak büyüdük biz bu dağlarda.

Bebekken öğrendik kandağı,yarı
Kırmadık kalpleri ve zülfüyarı
İledin dalından alıp ta kar’ı
Sıkarak büyüdük biz bu dağlarda.

Seğirtirdik kepirlerde yel gibi
Tutmazdık dostları yaban el gibi
Bir yağmur sonrası akan sel gibi
Akarak büyüdük biz bu dağlarda.

Olmayız düşene asla gülücü
Saksağanlar mesken tutar alıcı
Düştüğü yuvaya kızıl bülücü
Sokarak büyüdük biz bu dağlarda.

Ütmek için tutam tutam başağı
Sonra toplar evladı ve uşağı
Her varışta ufuklardan aşağı
Bakarak büyüdük biz bu dağlarda.

Yazda kışta basa basa yaşlara
Veda ettik eski yoğun kışlara
Adım adım o en yüksek taşlara
Çıkarak büyüdük biz bu dağlarda.

Aştık torosların nice belini
Karşılardık Aldere’nin selini
Eğişmeçle keçilerin kılını
Bükerek büyüdük biz bu dağlarda

26-12-07

Mükremin Kızılca

 

Read Full Post »


  BAHAR VE YAZ

Allaha ederiz niyaz
Vedalaştı tipi ayaz
İşte geldi bahar ve yaz
Çimene çökme zamanı.

Sümbülleri türül türül
Pınarları gürül gürül
Bu sefer gel sende görül
Yaylaya çıkma zamanı.

Varsın taş olsun altımız
Bize gül olur çaltı’mız
Gelsin görümce eltimiz
Tarhana sıkma zamanı.

Oğlanlar kızlar karışık
Hep birbiriyle barışık
Ayakları da alışık
Tam çizgi sekme zamanı.

Bereketli olsun senen
Bire yetmiş versin denen
Haydi tarla oldu gönen
Çifti koş, ekme zamanı.

Çevir köyüne dümeni
Bozma kelifi, kümeni
Buğday, burma ve samanı
Ambara çekme zamanı.
 
09-04-09 Mükremin Kızılca

Read Full Post »


ZAMAN MI DEĞİŞTİ? BİZ Mİ DEĞİŞTİK?

Kayboldu Çıkrığım yitti Bekere
Hepten mağlup olduk dönen tekere
Pekmez teslim oldu beyaz şekere
Zaman mı değişti biz mi değiştik?

Tezgâh ta dokunmaz artık urbalar
Çay’a yenik düştü sıcak çorbalar
Eşeğin boynundan indi torbalar
Zaman mı değişti biz mi değiştik?

İddia edince girerdik bes’e
Ses verirdik dağda taşta her sese
Dikerdik keçinin göğsüne kese
Zaman mı değişti biz mi değiştik?

Direzi’ler gerilirdi mekiğe
Tereyağı tat verirdi kekiğe
Kimse bakmaz oldu şimdi söküğe
Zaman mı değişti biz mi değiştik?

Daha otuzu olmadan ay doldu
Bardaklara su yerine çay doldu
Dirgen, yaba envantere kaydoldu
Zaman mı değişti biz mi değiştik?

Palamutlar bitmez oldu meşe de
Karasaban müzelerde, köşe de
Onda ki keyif yok bey de paşa da
Zaman mı değişti biz mi değiştik?

Kimselerin yürekleri sızlamaz
Övendire öküzleri bizlemez
Sürükkü çalısı artık izlemez
Zaman mı değişti biz mi değiştik?

Çocuklara, topaç, desen top anlar
El örgüsü sapan desen sap anlar
Hopuç ol sırtıma, desen hap anlar
Zaman mı değişti biz mi değiştik

10-04-09/KONYA Mükremin Kızılca

Read Full Post »


YAYLACI KIZ

Bir elinde helke, birinde testi
İşte kır güzeli suya gidiyor.
Kirlileri alıp bohçaya bastı
Derenin boyuna yuya gidiyor.

Belden sarkar kuşağının tuğları
Çömleğine koymuş sade yağları
Sürüsüyle aşar gider dağları
Öğrünün olduğu boya gidiyor.

Alnın da yazmanın al oyaları
Seke seke geçer sarp kayaları
Elinde kınası, yok boyaları
Allanmış pullanmış toy’a gidiyor.

Kötülükten, çirkeflikten anlamaz
Yüksek sesle dağdan dağa ünlemez
Asılsızı, yalan sözü dinlemez
Asaletten gelen soya gidiyor.

Buğdayı, samanı sarmış katara
Ardıç bile dayanamaz satıra
Kalan eşyaları atmış katıra
İşini bitirmiş köye gidiyor.

Sarıcoğlan der ki, in o kayadan
Uzaklaşma asaletten hayâdan
Bir ayran ver elinde ki kovadan
Oturmuş çayıra doya gidiyor.

 14-04-07  Loras dağı/Konya

Read Full Post »

Older Posts »