Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Uncategorized’ Category


       GÜNEYYURT BÖLGESİ İLK ÇAĞ VE ROMA-BİZANS ESERLERİ

 

GÜNEYYURT CİVARI ÖNEMLİ TARİHİ ESERLER

 

 1-Karaman oğulları türbesi: İlçeye 28 km. uzaklıkta, Güneyyurt tolbunar yaylası karşısında ki Balkusan köyü mezarlığının içindedir. Karamanoğlu Mahmut Bey zamanında (1277-1306) yaptırılmıştır. Karaman bey ile Mehmet beyin kendileri ve aileleri burada yatmaktadır. Karamanoğlu Mehmet bey’in babası Nure sofunun türbesi şu anda Mut’a bağlı Sinanlı yakınlarında ki Değirmenliktedir.

 

 2– Aşağı çağlar Dedeli yaylası kaya mezarları ve enkazı. Güneyyurt Altıntaş ve Saparca yaylası ile Balkusan aşılık bölgesi arasındadır. Şu anda davar ağılı yapılmış vaziyette ve her yer gibi define varsayılarak kazı darbeleriyle harabeye dönmüş haldedir.

 

 3—Delikli taş tepesi; Güneyyurt Üssüz yaylası kavaklı tepesinden sonra 1. orta yoldan beride antik yerleşim ve harabe. İki tarafı delik taş ilk göze çarpan görüntüdür, çevrede kapakları ortalarda duran yer altı mezarları ve çeşitli oyma mezarlar vardır.

 

 4- ÖRENLER VE İKİZ İN

Güneyyurt kasabasının antik çağda ki yerleşkesi olarak bilinen bu havalide büyük kayalar olmadığından yontma taş olarak sadece İkiz in vardır. Ancak zamanla kaybolmakla beraber buranın bir kayasız yerleşim yeri olduğunu gösterecek kadar izlere rastlamak mümkündür. Bu konuda Sayın Halit Bardakçı şu bilgileri aktarmaktadır;

“Güneyyurt Ermenek çevresindeki en eski yerleşim merkezlerindendir. Çevrede roma, Bizans ve daha eski çağlara ait kalıntılara, mağara ve kaya mezarlara rastlamak mümkündür. Özellikle Hititler zamanında yoğun manada meskûn olduğu sanılan Hititler’e ait ikiz in kabartması vardır. İkiz in kabartması olarak anılan bu tapınak yaklaşık olarak 7-8 metre eninde; 6 metre yüksekliğinde bir kaya bloğu üzerine oyulmuş, ağzı güneye bakan iki mağaradan meydana gelmiştir. Doğudaki mağaranın kapısı üzerine yere abanmış kuvvetli bir aslanın sağ pençesi altındaki iki boğum meydana getirmiş halde ağzı açık ve salyalı olarak kıvrılan yılan ve aslanın gerisinde; aslanla bir hizada bulunan boğanın Hitit efsanesindeki İlluyanka masalı” ile çok büyük ilişkisi olduğunu göstermektedir. Bir tapınak olduğu sanılan bu kabartma bir zafer anıtı da olabilir. Kabartmanın tahminen M:Ö14 veya M:Ö 13 y yılda yapılmış olması gerekir.”

 

 

Kısacası Güneyyurt Örenler mevkiinde olup tarla ortasında bulunan büyük bir kayanın ön yüzü düzlenerek iki ayrı oda yapılmıştır. Bu iki oda yani in birer anıt mezar niyetiyle oyulmuş Hitit dönemi eseridir. Kayanın alın kısmında bulunan kabartmalarda aslan, yılan ve boğa üçlüsünden oluşan bir gurup vardır. Kabartmada yılanın üstüne çullanmış aslan dikkati çeker. İkizin’in kasabaya yakın olmasından başka bir özelliği yoktur zira anlatacağımız nice eserler hatta bundan daha ilginç eserler vardır beldemiz etrafında. Netice olarak bir oda büyüklüğünde, tarla ortasındaki bir kayaya oyulmuş iki hücreden ve alnındaki işaretlerden oluşmuştur.

 

  5- GÜNEYYURT AK KÖPRÜ;

 

Kışlacık mahallesinin altından doğuya doğru bin metre gidince eskiden Pamuklu vb karşı köylerin Güneyyurt’a ulaşımını sağlayan tek gözlü köprü. Manamas köprüsü de denir. Karaman oğulları eseri olan köprü 2.70 eninde 22 m uzunluğundadır. Araç trafiğine uygun değildir. Kültür bakanlığı envanterinde kayıtlı olan tek kemerli bu köprü de Görmeli köprüsü gibi baraj altında kalacaktır. 370 yıl önce Evliya çelebi Cenne tarafından gelince Gargaraya bu köprüyü kullanarak geçmiştir.

 

6- KUŞAKPINAR ALACA İN KİLİSESİ VE KAYA MEZARLARI!

Gargara medeniyetinin antik yerleşimlerinden birsi olan Kuşakpınarı ilk defa İnternette bu fotoğraf ve yazılarla yerini aldı, daha doğrusu tarihte ki yerini almış oluyor. Ancak burada resimlerde de gördüğünüz gibi bir zamanlar Müminlerin (peygamberimizden önceki peygamber olan hz İsa’ya ve o günün doğru dinine inananlar) ibadet ettiği Kiliseler ve Şapeller davar ağılı yapılmış durumda.

Alaca in ise tamamen bir kilisedir ve iç dekorasyonu ve mimarisi bunu göstermektedir. Ancak bu in de kilise olarak oyulmamıştır, zira yüzeyinde bulunan çivi yazılı satırlar Hitit dönemini işaret etmektedir. Buraları Hititologların mutlaka incelemesi ve yazıları deşifre etmeleri lazımdır.

Eski çağda İnsanların kayaları oyarak daha güvenli yaşam alanları yaptıkları ayetlerden de anlaşılmaktadır. Hz İsa a.s. dan sonra ki dönemlerde de buralarda ki yapılar ibadethaneye dönüştürülmüş ve inziva ve çilehaneler teşekkül etmiştir.

Cenabı hakkın Kur’anda buyurduğu gibi;

 Al-i İmran (137) “Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.”

Fecr (10)” (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd’un kavmi) Ad’e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem’e, vadide kayaları oyan (Salih’in kavmi) Semûd’a, kazıklar sahibi Firavun’a ne yaptığını görmedin mi? “

Hicr(82) “Onlar güven içinde dağlardan evler yontuyorlardı. “

Allahın emrettiği gibi geçmişte insanların neler yaptıklarını ve İnanmayanların sonunun ne olduğunu yakından gördük.

Bu Tarihi ve Turistik alanlarımızı Sarı levhalarla belirtmek ve kültür varlıklarına kaydettirmek artık başta Güneyyurt Belediye başkanları olmak üzere yetkililere kalıyor.

Güneyyurt Kuşakpınar harabeleri ve Alaca in Kilisesi; Güneyyurt’tan tam kuzeye bakıldığında Kuşakpınar, önünde iki söğüt ağacıyla görülür. Burası tam bir eski medeniyetler merkezidir. Şimdiye kadar hiçbir resmi inceleme yapılmamıştır. Burada büyük bir kaya kilisesi Alaca in adıyla bilinmektedir. Etrafta ise daha küçük şapeller ve kaya mezarları ve taş lahitlere rastlanmaktadır. Son yıllarda belediye başkanlarımız resmi mahfillerde tanıtımı ve sit alanı yapılması için çalışmaklarını sürdürmektedirler.

 

 7 –  GÖDEKURUM KAYA MEZARLARI VE KEŞİŞ ODALARI!

Güneyyurtta ve civarında kurulan medeniyetler hakkında bize ilkokulda öğretilen ve anlatılan tek şey, İkizin Hitit anıtı idi, şimdi aşağıda vereceğimiz bilgi ve resimler Güneyyurt/Gargara antik medeniyetinin nasıl ve nerelerde olduğunu biraz daha açacak ve gözlerimizi örenlerden biraz daha yukarılara kaldırmamıza yardımcı olacaktır inşallah.

Ermenek/Güneyyurt yolunda ki eski Ardıçtan yani deve yalağı’nda yukarıya sarp kayalara baktığımızda göze çarpar bu antik yapıtlar. Çok geçmeden bu mevkie mutlaka sarı levhalar istiyoruz. Ayrıca burada ki keşiş odalarının iç mimarisi ve Güneyyurt’a açılan pencerelerle alakalı resim ve bilgiler ekte konmuştur.

Bu ve benzeri kalıntılar yüksek olasılıkla M.Ö. Hititler tarafından yapılmış, oturulmuş, M.S. Romalılar ve Bizanslılar tarafından da kullanılmışlardır.

Her konuda olduğu gibi geçişimizle alakalı konularda da Allah’ın isteklerinden uzak olduğumuz bir gerçektir.

Bakın alttaki ayetlerde cenabı hak ne buyuruyor;

Yusuf (109) “Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Elbette ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? “              

 Mümin(21) “Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.” 

Güneyyurt Gödekorum kaya mezarları ve Şapelleri; Ermenek’ten Güneyyurt tarafına çıkınca sağda dev kaya zincirleri Başyayla üzerine kadar sürer. Bileği mevkiini geçince Deveyalağı’ndan kayalara bakınca yaklaşık 2000 m kuzeyde dev kayaların yüzeyinde el yapımı inler ve mağaralar göze çarpar. Buraya halkımız Gödekorum derler. Burada ki eserlerin içi siyah yağlı boyayla boyanmış gibi islidir, kurumludur. Çevrede kayalara oyulmuş üzüm ezmeye yarayan Şırakmana ve depolamaya yarayan mahzenlere de rastlanmakla beraber ilk başta küçük kaya kiliseleri demek olan Şapeller ve inziva odaları yer alır. Buradan kayaların üzerinden yürüyüşçüleri Kuşakpınar’a ileten Kurt yolağı adında bir patika vardır.

 

 9- TOLBUNAR GAVURİNİ

Güneyyurtta “gavur ini” olarak bilinen büyük bir antik yerleşim yeri var. Burası Balkusanın Tolbunar bölümünde bulunuyor. Rakım 2000 m civarında, kayaların yüzeylerine düzinelerce inler oyulmuş, içlerine ikişerli üçerli hatta dörderli mezarlar sıralı durmaktadır. Her inde görüldüğü gibi tabi ki insan eli inlerden bahsediyoruz, kazı ve yağmalama işleri hemen göze çarpmaktadır. Bu tür işleri Devlet bir düzene koysa da o paralar yeraltında yatmasa nasıl olur acaba? Belki vardır öyle bir mevzuat ama biz bilmiyoruzdur.

Bölgede Greklerin, Bizansların ve Müslüman Romalıların yerleştiği biliniyor. Müslüman Romalı demekle Hz İsa’ya iman ederek bu kuytu yerlere kaçıp zalimlerden uzluk, rahatça ibadetlerini yapmak için bu inleri oyan/mesken edinen mazlumları kastediyoruz.

  Güneyyurtta ve Yukarı çağların yaylalarında hatta tüm Taşeli de bu tür yerleşim yerleri vardır. Ancak buranın özelliği çok farklıdır. Rakım açısından, düzen bakımından ve ayrıca ikamet ettikleri taştan evlerinin kalıntıları yönünden buraya yerleşenler bu inleri ibadet ve mezar olarak kullandıkları açıkça anlaşılmaktadır. İşte bu yüzden “Hz İsa’ya İman eden Müslümanlar” tabirini kullanıyoruz. Zira Peygamberimizden önceki peygamber olan Hz İsa Havarilere İmanı teklif edince onlar şöyle demişlerdi;

 Al-i İmran(52) “İsa onların inkârlarını sezince, “Allah yolunda yardımcılarım kim?” dedi. Havariler, “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz Müslümanlarız” dediler.” 

 Yukarıdaki ayetten ve daha yüzlerce Kur’an ayetinden anlıyoruz ki tek din vardır o da İslam’dır ve bu dine iman edenlere de hangi çağda olursa olsun Müslüman denir. Tüm peygamberlerde aynı imanı tebliğ etmişlerdir ve bu imanı öngören dinlerine de İslam denmiştir, bu Allahın tüm vahy mesajlarında böyledir.

Bu gün bile hayretle izlediğimiz bu yapılar imarı ve ümranı bakımından tüm bilim çevrelerinin dikkatini çekmektedir. Kayaların tam ortasına hangi aletleri ve ilaçları kullanarak bu inleri oydukları hala bir muammadır. Aşağıdaki resimleri iyi incelersek ki onların içinde küçük kilise demek olan Şapellerde vardır, sadece mezarlarda vardır, Rahip odaları da bulunmaktadır, burada yaşayanların zayıf Müslümanlar olduğu hemen belli olmaktadır. Geçmiş Ümmetlerin ne zorluklarla imanlarını koruyabildikleri bakımından yeni nesillere büyük birer ibret nişanesi olarak verdiğimiz bu resimler aynı zamanda Allah’ında görenleri İmana çağıran birer mucizesidir. Nitekim aşağıdaki ve benzeri birçok ayette buraları görerek ibret almamız ve Allahın Peygamberlerinin mesajlarını iyi incelememiz istenmektedir.

   Muhammed(10) “Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Allah, onları yerle bir etmiştir. İnkâr edenlere de bu akıbetin benzerleri vardır.“

   Burası Balkusan köyünün güney batısında Tolbunar adıyla bilinen, 1980 öncesinde şu anda Güneyyurtta yerleşen Tuluklar sülalesinin ikamet ettiği ve halen Güneyyurt için 9. Mahalle olarak tescil edilmiş kasabamızın bir yaylasıdır. Rakım 2000 m civarında, kayaların yüzeylerine düzinelerce inler oyulmuş, içlerine ikişerli üçerli hatta dörderli mezarlar sıralı durmaktadır. Bölgede Greklerin, Bizansların ve Hıristiyan Romalıların yerleştiği biliniyor.  Hıristiyan Romalı demekle Hz İsa’ya iman ederek bu kuytu yerlere kaçıp zalimlerden uzluk rahatça ibadetlerini yapmak için bu inleri oyan/ya da hazır bulup yerleşen mazlumları kastediyoruz.

9-ALA KİLİSE YENİMAHALLE/GÜNEYYURT

 

Bölgemiz 3. zamanın 2. Yarısında oluşan miyosen denizel tortullu ve killi bir taşlık yüzeye sahiptir. Bu bakımdan ilk çağlarda taşlık Kilikya, şimdilerde ise Taşeli denen orta Torosların bu kesiminde kayalar işlemeye elverişlidir ve tüm kayalar delik deşiktir. Yeni mahallenin eski adı olan “Ala Kilise” adını böyle bir eserden almaktadır. Şu anda tam bir eser müşahede edilmemekle beraber Aşağıçağlar yolu altında olduğu bazı kesme taşlardan anlaşılmaktadır.

 

11-Kapıcık ören yeri/Güneyyurt. Balkusan köyünden beride Bentbaşından sola dönünce 10 km sonra orman içi yoluyla ulaşılır. Üç tepe arasında, Yörük bükü vadisine hâkim yerde ki kalıntılardan Roma/Bizans dönemi bir yerleşim.  

12- DOMİTİOPOLİS/SULTAN TAHTI; YUKARI ÇAĞLAR

Köyün kuzey doğu yamaçlarında bol miktarda Nekropol/Mezar ve kent kalıntılarına rastlanmaktadır. Kaya ve yer mezarları, sabit ya da büyük kayalara oyulmuş lahitler, sütunlar ve sütun başları ortalık yerdedir. Köyün kuzeyini komple kuşatan devasa kayalar içerisinde de Tarihi sıra delikler, su kanalları ( 14 Km) göze çarpmaktadır. Burası antik dönemde İsaura-Germenikapolis, Bu gün ki Bozkır- Ermenek arasında bir büyük kaya zincirinin altındadır. Bölgenin adı Roma ve Bizans döneminde Zeed ve Spide olarak geçmekte olup İncil’de geçen metinlere göre de Havari Barnabas ve arkadaşlarının Karamanın Akçaalan köyünde bulunan Philedelphia’dan  ayrılıp Tolbunarda bulunan antik kente “Gavurini” uğradıktan sonra buraya geldikleri anlatılmaktadır.

 13- SULU İN:

Yukarı Çağlar Köyü’ nün kuzeyinde bulunan yüksek kayalıklar üzerindedir. Çok eski bir yerleşim yeridir. İçinde su havuzu bulunmaktadır. Ayrıca mezar kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Tarih öncesi çağların müthiş bir korunma ve barınma yeri olduğu kesindir. Resmi olarak inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Meydanı boş bulan acemi define avcılarınca açık mezara çevrilmiştir.

Reklamlar

Read Full Post »


KARACOĞLAN’IN DİLİYLE TAŞELİ VE NAVAĞI

 

1606′ doğduğu, 1679’da ya da 1689’da öldüğü sanılmaktadır. Yaşamı üstüne kesin bilgi yoktur. Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17.yy. yaşamıştır. Nereli olduğu üstüne değişik görüşler öne sürülmüştür.

Son araştırmalara göre Taşeli yaylalarından olan Başdere bölgesinde yaşayıp öldüğü kesinleşen Karacaoğlan, Taşeli yöremizle alakalı çok önemli kültürel ipuçları vermektedir. Sayın yazarımız Mustafa Ertaş abimiz Karacoğlan hakkında bir kitap hazırlayarak derinlemesine bilgiler vermektedir.  

Karacaoğlan tipik bir Türkmen Yörüğü, Türk çocuğudur. Taşeli’mizin evladı olarak Balkusan’ı, Altıntaş’ı, Kabalağı ve Barcını gezmiş, gezdiği ve uğradığı her yer ve kişi için şiirler yazmıştır. Orta Torosların yani Navağının çocuğu olan Karacaoğlan, kullandığı dille adeta içimizden birisidir. Buna rağmen şiirlerinde Mut ve Adana yöremize ait yer adları da görülmektedir. Kayda değer bir görüşte, Karacoğlan’ın kışın Silifke taraflarına yerleşen ve yazın orta Toroslarda ki bizim yaylalara çıkan eli sazlı dili sözlü bir esmer delikanlıdır. Dili bu günkü halkımızın diliyle yüzde yüz aynı olan ve asla Osmanlıcanın ağdalı kelimelerini kullanmayan Karacoğlan yazın dağ başlarında ve otlaklarda, kışın ise kar yağmayan, Mut ile Adana/Alanya ile Antalya arası sahillerde yaşamıştır. Taşelinin Sarıveliler ilçesinde doğan Karacoğlan, Karamanoğullarına yapılan sürgünler sırasında Adana, Silifke yörelerine gitmiş olması da olasıdır. Aşağı da ünlü halk ozanımızdan yaylalarımızın da içlerinde anıldığı bazı şiirlerini okuyabilirsiniz.

ŞARILAVIK

(Aşağı çağlarlıların Dedeliye, Güneyyurtluların Altıntaşa giderken yol üzerinde bulunan Boncuk çayırının altında ki şelale)

Gürüler de şarılavık gürüler

Tokuş yaylasına gitti sürüler

Süt sağmaya gelir şimdi huriler

Şuralarda güller bitmiş gib’olur.

 

BALKUSAN

 

(Orta Asya’dan gelen malcı atalarımızın Kamış boğazından sonra ilk yerleştikleri yer olan Balkusan köyünün ilk adı Balkaman’dır)

 

Kalk gidelim Balkaman’dan yukarı

Oturup durana devlet yar olmaz

Yiğidin bir başı gezginci gerek

Yiğit gezmeyince adam olamaz.

 

KABALAK

 

(Saparca ile Dedeli arasında ki Güneyyurtluların ekip kaldırdığı bölge)

 

Iğranayım ala beşik içinde

Görüneyim güzellerin göçünde

Kabalakta kara çadır içinde

Kırmızı önlüklü yar ister gönül.

 

Karlı karlı dağlarını aştığım

Soğuk soğuk sularından içtiğim

Elvan elvan düğmelerin çözdüğüm

Şimdi ince bele kol ister gönül.

 

Habunadır Karacoğlan habuna

Koçyiğitler sığmaz oldu kabına

Kabalakta boz ardıcın dibine

Çadır kurup yatmamıza ne kaldı?

 

KERVAN YAYLASI

 

(Kazancı ile Anamur arasında ki yaylalardan birisi)

 

Gezemedim Karamanın ilini

Köprüsü yok geçemedim selini

Kervan yaylasını Perçem belini

Lale sümbül bürüsün de gidelim.

 

BARÇIN YAYLASI

 

(Sarıveliler ile Başyayla’nın çıktıkları
Altıntaş yaylasının batısındaki yayla)

 

Yaylalar içinde yaylanın hası

Balkaman yaylası, Barcın yaylası

Adını sevdiğim kuzu dolması

Çal kaşığı Karacoğlan yoğurda.

 

Karacoğlan der ki kimin hayranı

Barcın yaylasında eder seyranı

Tuluktan doldurur sunar ayranı

İçene veriyor bal karma karış.

 

ALTINTAŞ/ALTINOLUK

 

(Batı da Barcın yaylasının sınırında olan ve doğusunda hacı hasan kırı ve Kabalak bulunan Altıntaş’ta ki ünlü pınarın adı Güroluktur)

 

Üç kumrudur subaşında ötüşür

Yol ütünde bana seyran yetişir

Yatışır mı deli gönül yatışır

Avcıyım amonlar benden şahandır.

 

Karacoğlan der ki bu yer neresi?

Altınoluk Pınarbaşı yöresi

İnce belde saçlarının turası

Böyle selvi endam akla ziyandır.

 

KARACOĞLAN NASİHATİ

 

Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Anı yad illere açıcı olma

 

Mecliste arif ol kelamı dinle
İl iki söylerse sen birin söyle
Elinden geldikçe sen eylik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma

 

Dokunur hatıra kendisin bilmez
Asılzadelerden hiç kemlik gelmez
Sen eylik et de o zayi olmaz
Darılıp da başa kakıcı olma

 

İl ariftir yoklar senin bendini
Dağıtırlar tuzağını fendini
Alçaklarda otur gözet kendini
Katı yükseklerden uçucu olma

Muradım nasihat bunda söylemek
Size layık olan onu dinlemek
Sev seni seveni zay etme emek
Sevenin sözünden geçici olma

 

Karac’oğlan söyler sözün başarır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni bir mecliste hacir düşürür
Kötülerle konup göçücü olma

 

SARP KAYALAR

 

Gönül ne gezersin sarp kayalarda
İniver aşağı yola gidelim
Bir güzel sevmeyle gönül eğlenmez
Gel güzeli bolca il’e gidelim

Koyuverin gitsin sefil baykuşu
Durmuyor akıyor gözümün yaşı
Kadir kıymat bilmez imiş her kişi
Kadirli kıymatlı il’e gidelim

 

Şahanı koyverin avını alsın
Yarenim yoldaşım yanıma gelsin
Şu garip illerde düşmanım ölsün
Emmili dayılı il’e gidelim

 

BİR AYRILIK BİR YOKSULLUK BİR ÖLÜM

 

Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karac’oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

 

SORULMAYI SORULMAYI

 

Güzel Ne Güzel Olmuşsun,

Görülmeyi Görülmeyi,

Siyah Zülfün Halkalanmış

Örülmeyi Örülmeyi.

 

Mendilim Yuğdum Arıttım,

Gülün Dalında Kuruttum,

Adin Ne İdi Unuttum

Sorulmayı Sorulmayı..

 

Seğirttim Ardından Yettim,

Eğildim Yüzünden Öptüm,

Adın Bilirdim Unuttum

Çağırmayı Çağırmayı.

 

Benim Yarim Bana Küsmüş,

Zülfünü Gerdana Dökmüş,

Muhabbeti Benden Kesmiş

Sevilmeyi Sevilmeyi.

 

Çağır Karacaoğlan Çağır,

Taş Düştüğü Yerde Ağır,

Yiğit Sevdiğinden Soğur

Sarılmayı Sarılmayı.

Read Full Post »


   YAŞASIN BAHAR

Böcü börtü dirildi
Ağaçlara sarıldı
Tohuma yer yarıldı
Bak dışarı da Güneş var
Çok yaşa sen ilkbahar.

Çimenlere can gelmiş
Canlılara kan gelmiş
Yepyeni bir gün gelmiş
Bak dışarı da güneş var
Çok yaşa sen ilkbahar.

Açtı laleler güller
Öter çifte bülbüller
Ne güzel tatlı diller
Bak dışarı da güneş var
Çok yaşa sen ilkbahar.

Okulumun bahçesi
Şimdi geldi neşesi
Oynar Fatma Ayşe’si
Bak dışarı da güneş var
Çok yaşa sen ilkbahar.

Yeşil parklar bahçeler
Ötüşüyor serçeler
Gör bak kuzular meler
Bak dışarı da güneş var
Çok yaşa sen ilkbahar.

Attık kolcuğu botu
Giydik badiyi kotu
Gördük her çeşit otu
Bak dışarı da güneş var
Çok yaşa sen ilkbahar.
 
17/04/08/Konya

Mükremin Kızılca

Read Full Post »

KAZANCI’M


     KAZANCI’M

Toroslar’ın bir nadide beldesi,
Yaslanır yamaca ilim  Kazancı’m  
Düşer üzerine dağın gölgesi
Yüreğim, ciğerim, gülüm Kazancı’m

Toroslar’ın Ermenek’ten güneyi,
Yetiştirir her mahsulden deneyi,
Bilemezsin nasıl geçti? Sene’yi,
Anlatmaya yetmez dilim Kazancı’m

Sekiz mahallenin hepsi ulalı,
İki dağın arasında beleli,
Yaylalarda kısrakları yeleli,
Senden ayıramaz ölüm Kazancı’m.

Şelaleler akar yüksek yarlardan,
Saf suların erir gelir karlardan,
Halkı temiz, saf ve uzak şerlerden,
Sende geçti nice yılım Kazancı’m.

Derelerin çağıl çağıl akışır,
Zirvelerin birbirine bakışır,
Pak alınlar temiz kalbe yakışır,
Vadilerin bölüm bölüm Kazancı’m.

Hasretinle yanar içim ve dışım,
Farksız oldu bunca yazım ve kışım,
Beni bekler dallarda minik kuşum,
Geleceğim sağ ve salim Kazancı’m.

Burnumda tütüyor dikenli çalım,
Gurbet elde hayra yorulur falım,
İsterim ki sana ulaşsın sal’ım,
Dayanılmaz oldu halim Kazancı’m.

20-05-2010

Mükremin Kızılca

Read Full Post »


          KAROĞLAK TAŞI

Karoğlak taşından atmaca uçar
Görmüşmola kömür gözlü yârimi
Uçar da hıncından intikam saçar
Görmüşmola kömür gözlü yârimi?

Söğütlü etrafı sivri kayalar
Mor menevşe yakasını boyalar
Çinçin taşı belki onu oyalar
Görmüşmola kömür gözlü yârimi?

Kavaklının başı eksik olmaz Kar
Tolbunardan uzun dereler akar
Yüksek eğriğe sor tepeden bakar
Görmüşmola kömür gözlü yârimi?

Kuşakpınarında çifte söğütler
İlahi kaynaktan gelir öğütler
Elleri çiğdemli gelen yiğitler
Görmüşmola kömür gözlü yârimi?

Kızıl inde gün var, daha gündüz mü?
Yârimi saklayan yoksa andız mı?
Bir canlı kıpırdar kurt mu kunduz mu?
Görmüşmola kömür gözlü yârimi?

Altıntaş Zille ve Kapı darısı
Çiçek çiçek gezen dağın arısı
Dedeli, Saparca sonra gerisi
Görmüşmola kömür gözlü yârimi?
 
Mükremin Kızılca

05/04/09

Read Full Post »


HAÇLI BAŞKOMUTANI ALMAN İMPARATORUNU GÖKSUYUMUZ BOĞDU!

 

İslam tarihinde, bu son hak dinin evrensel gelişimini hazmedemeyen emperyalist batılı Hıristiyanlar özellikle Kudüs’ün Müslümanların eline geçmesine hiç tahammül edememişler ve aşağıdaki kronolojik sıra ile haçlı seferi denilen din savaşlarını başlatmışlardır.

  Birinci Haçlı Seferi 1096-1099

  İkinci Haçlı Seferi 1147-1149

  Üçüncü Haçlı Seferi 1189–1192

  Dördüncü Haçlı Seferi 1200–1204

  Çocuk Haçlı Seferi   1212

  Beşinci Haçlı Seferi 1217–1221

  Altıncı Haçlı Seferi 1228–1229

  Yedinci Haçlı Seferi 1248–1254

  Sekizinci Haçlı Seferi 1268–1270

   Selahaddin Eyyubi’nin Haçlıların elinden Kudüs’ü alması üzerine Avrupa’da yeni bir Haçlı seferi düzenlendi. Üçüncü Haçlı Seferi, bunun üzerine 1189-1192 yılları arasında gerçekleşmiş Haçlı seferidir.

 Alman İmparatoru Barbarossa, tahta geçtiğinde Charlemange tarafından kurulan ve ilerleyen yıllarda zayıflayan imparatorluğu yeniden canlandırmak için uğraşmış. İlk önce Alman derebeyliklerini bir araya getirmiş, ardından İtalyan şehir devletlerini egemenliği altına almış ve Kutsal Roma İmparatorluğunu yeniden güce kavuşturmuştur.

Ama Barbarossa’nın hakkını yemeyelim. O yıllarda güçlü hükümdarlığı ile Avrupa’yı toparladıktan sonra kanı bitlenmiş ve hemen kutsal topraklara doğru bir harekâta girişmiş: 3. Haçlı Seferi!

Üçüncü haçlı seferi  II.Kılıçaslan zamanında (M.1189-1192) Eyyübi hükümdarı Selahaddini Eyyübi’nin Kudüs’ü işgalden kurtarıp geri alması üzerine yapıldı. Bu sefere daha öncekilerde olduğu gibi Papa’nın teşvikiyle Almanya imparatoru Friedrich Barbarossa, İngiltere kralı Arslan Yürekli Richard, Fransız kralı Philippe-Auguste katıldılar. Bunlardan İngiltere ve Fransa kralları Akdeniz yolu ile Filistin’e geldiler. Akka kalesini aldılar. Alman imparatoru ise Anadolu üzerinden Filistin’e ulaşmak istedi. Barbarossa 400.000 kişilik ordusuyla Edirne’ye gelince Kılıçarslan Konyadan haber göndererek ülkesine girmemesini istedi. Ama Haçlılar İstanbul’dan sonra Konya’ya gelmiş burada Konyalılar savunmaya çekilmişler ve haçlılar ilerlemeye devam etmiş. Belki de zaferin verdiği rehavetle, Göksu nehrinin kıyılarına geldiğinde, suyun göz alıcı mavi rengi Barbarossa’yı çok etkilemiş ve üzerinde zırhları, cebinde altınları ile kendini serin sulara bırakmış. Ve akıntıya kapılıp boğulmuştur.

Şimdi bu ansiklopedik bilgiden sonra konuyu biraz açalım;

3. haçlı seferine büyük bir iştahla çıkan alman imparator bu yolculuktan zaferle döndüğü anda Avrupa üzerine Hitler gibi büyük hayaller kurdu. Anadolu’ya girmeden önce Konya merkezli Türk hakanının mektubu ve Konya’yı savaşmadan zayiatsız aşarak İsauria’ya doğru yürümesi onu iyice şımarttı. İsauria/Bozkır ile Germanikapolis/Ermenek arasında bulunan Kilikya Hıristiyanlarını ziyaret ederek ordusuna biraz daha katılımı amaçlayarak istikameti Toros’lara ve Taşlık Kilikya’ya çevirdi.

Bu sırada buralara yeni yeni Mersin tarafından üçoklar, Karaman tarafından Türkmen göçebe çadırları yerleşiyorlardı. Buralarda meskûn bulunan Roma imparatorluğundan kalma unsurlarda bundan son derece rahatsızdılar ve İmparatorun gelişini hararetle istediler. Ordusunun ana parçasıyla imparator Bozkır, Hadim, Balcılar üzerinden evvela Domitiopolis’in merkez sitelerinden olan Katranlı’ya indiler. O dönemde bölgeyi terk etmekte olan Hıristiyan unsurlar en fazla bu günkü Güneyyurt, Katranlı ve Yukarıçağlar yörelerinde yoğunluktaydılar.

Burada ordusuna katılımlarla ve kumanya takviyesiyle güçlenen Babarossa, Göksu boyundan hareketle Güneyyurt beldesinin altını takip ederek yola devam ediyorlardı. O sırada Güneyyurtta Türkler tarafından meskûn yer olarak sadece Kışlacık mevkii vardı. Buraya Selçuklular tarafından Maraş/Göksun dolaylarından gelen göçebe Üçoklar yerleştirilmişlerdi. Kışlacık mevkiinde kışlayan atalarımız yazın Anamur ve Güneyyurt yaylalarına çıkıyorlar kışında bölgenin killi toprağından çömlek, testi, tuğla ve seramik üretiyorlardı. Atayurttan Anadolu’ya gelen atalarımız kasabamızın en aşağısında bulunan bu Göksu’nun tam kenarında ki verimli yerde düzenlerini yeni kuruyorlardı.

Alman İmparator Barbarossa Kışlacığı baştan sona yaktı ve yıktı, atalarımızın büyük çoğunluğu o sırada yaylalarda bulunduğundan fazla can kaybı olmadı. Kışlacıkta bulunan üç beş gözü yaşlı, alnı secdeli Müslüman, zalimlerin ihtişamlı yürüyüşlerini görünce kenarda bulunan küçük kümbete saklanarak duaya başlamışlardı; “Allahım! Sana secde edenleri küfredenlere ezdirme” diyorlardı. Alman zalim komutan barbarossa, muzaffer bir edayla karşıya geçmek için Deveyudan mevkiine gelince Allah’ın izniyle Göksu koca (!) komutanı yuttu, üzerinde bulunan zırhında ağırlığıyla kurtulamadı ve büyük bir zillet ve meskenet içerisinde Cehennemi boyladı.

Evi yakılan ve yıkılan atalarımız daha yukarılarda ki Pınargözü, Akpınar, Göldedesi ve Alakise gibi subaşlarına yerleşmeye başladılar.

Read Full Post »


MERHABA DÜNYA

Read Full Post »

« Newer Posts